Süt Sığırlarında Döl Verimi Sorunları Ve Çözüm Önerileri
455 Kere Okundu

Antisosyal kişilik bozukluğu
Süt Sığırlarında Döl Verimi Sorunları Ve Çözüm Önerileri

Sürülerin en büyük problemleri olan kistik ovaryumlar ve uterus enfeksiyonları hakkındaki bilinen yanlışlar.  

     KİSTİK OVARYUMLAR VE TEDAVİLERİ 

    1986 yılında Michigan süt işletmelerinde yapılan çalışmalarda kistik ovaryumlar yüzünden oluşan kayıpların laktasyon başına 137 $ kadar olduğu açıklanmıştır. Bu kayıpların nedeni ise üreme, sürüden çıkarma, veteriner, ilaç ve ücretleridir.

            NORMAL   KIZGINLIK SİKLUSU

    Kızgınlık siklusunu hipofiz ve ovaryumlardan salgılanan hormonlar kontrol altında tutar.Kızgınlıktan yaklaşık 10 gün sonra hipofizden FSH(Follikül uyarıcı hormon) salgılanmaya başlar.Böylece bir ovaryum içinde ovum bulunan yumurta gelişmeye başlar.Daha sonra bu follikül dişilik hormonu  ostrogen salgılamaya başlar ve 10-11 gün sonra kızgınlık belirtileri görülmeye başlanır.Arkasından hipofizden bu sefer LH salgılanır bu da follilkülün yırtılmasına neden olur.Kızgınlığın başlangıcından 30 saat sonra follikül yırtılır ve follikülün yerine Corpus Luteum (sarı cisimcik) oluşur.Bu da LH sayesinde olur.Burada gebelik hormonu progesteron üretilir,yumurta döllenmez ise progesteron salgısı durur ve kızgınlık siklusu tekrarlanır.









      KİSTİK OVARYUMLAR

    Kistler genelde ovaryumlar üzerinde çapları 2.5’den büyük, küresel ve kalıcı oluşumlardır. Folliküler ve Luteal olmak üzere ikiye ayrılırlar. En sık folliküler olanlara rastlanır.Normal siklusunda yırtılmayan follikül gelişmeye devam eder ve kist oluşur .Luteal kist ise corpus luteumun kaybolmamasıyla progesteron üretimi devam eder ve kist oluşur. Aynı zamanda folliküler gelişmeyide bloke eder. Kistler genelde rektal palpasyonla teşhis edilir fakat ayırt etmek çok zordur.Teşhiste 12 gün ara ile iki defa rektal palpasyon yapmak gerekir ve oluşum 2.5’den büyük ve 12 gün sonra yapılan rectal muayenede hala yerinde duruyorsa ise bu kisttir. Yoksa her 2.5 cm den büyük kistler patolojik değildir. Kistik corpora luteayı karıştırmamak lazımdır. Fiziksel olarak diğer ineklerden hiçbir farkları yoktur.En önemli semptom anormal östrusdur. Folliküler kistler genelde vakaların %70’ini kapsar, lutealler ise %30’dur. Folliküler olanlar ince duvarlı bir veya daha fazla her iki ovaryumda da görülebilir. Lutealler genelde tek ovaryumda ve tektirler.

       KİSTLERİN NEDENİ

    Genelde kistler hormonal dengesizliğin bir sonucudur. Peki bu hormonal dengesizliğe neden olan faktörler nedir? Bunlar sırasıyla beslenme, yüksek verim, genetik, yaş, mevsim, metritis, mastitis, ketosis ve bitkisel hormonlardır. Yapılan çalışmalarda erken laktasyondaki ineklerin vücut kondisyonlarındaki kayıplar ile kistler arasında bir ilişkiden söz edilir. Negatif enerji balansı ile metabolik stres arasında bir bağlantı vardır. Metritis ve mastitis’de üreme hormon balansı üzerine olumsuz etkisi vardır. İnfeksiyon bakterilerinin ürettiği toksinler stres hormonlarının salgılanmasını provake ederler bu hormonlar follikül parçalanmasına neden olacak hormonlara müdahale eder.

    Kistik ovaryumlar sonbahar ve kış aylarında özellikle yaşlı ineklerde doğumdan 20 ve 50 gün içinde daha fazla görülür. İsveç’te yapılan çalışmalarda kızlarında ovaryum kisti bulunan boğaların kullanılmamasıyla kistik oluşumları sürülerinde %10 dan %3’e kadar, düşmüştür.                                     

       Ayrıca kistik ovaryumlu inekler ve düveler sürüden ayrılarak çözüme gidilebilinir fakat bu ineklerin çok süt verdiği göz önüne alınırsa bunun hiçte kolay bir çözüm olmadığı görülür. Çünkü bu inekler emsallerine göre bir laktasyonda 400 lt’nin üzerinde daha  fazla süt verirler.

 

                                 TEDAVİ VE ÖNLENMESİ

Kistik ovaryumların önlenmesi,  stresan faktörlerin önlenmesiyle olur. Bu da ancak iyi bir beslenmeyle mümkündür.Vücut kondisyon puanlamaları daima göz önünde tutulmalı ve kuruya çıkarılacak inekler 3.5-4 puan sınırında olmalıdır. Close-up rasyonuna büyük önem verilmeli bu süt humması, ketosis ,mastitis, metritis ve abomasum deplasmanı gibi hastalıkları minimize edecektir.Özellikle beta karoten ve selenyum ovaryum kistlerinin önlenmesinde büyük rol oynar.Ayrıca bunlara ilaveten vit.A ve E, immun sistemi uyardığı için mastitisi de azaltacaktır.

Tedavide elle patlatma denenir fakat kanama ve yapışmalara neden olacağını için hiçbir zaman gözden kaçımamalıdır.. Genelde tavsiye edilen metot,100 ug GnRH (Receptal) bunu takiben 9 gün sonra PGF2alfa (Dinolitik) 5gr.yapılır.Her iki kistin tedavisinde başarı şansı %70’dir. 

                                         UTERUS ENFEKSİYONLARI

Sürülerdeki üreme yönetimindeki hataların sonuçlarında en başta uterus enfeksiyonları gelir. İneklerin doğum sonrasındaki günlerinde düşük gebe kalma problemleriyle ortaya çıkar  Sürülerde bu probleme gerekli özen gösterilmediği takdirde büyük ekonomik kayıplara neden olur.

Doğumdan sonraki ilk iki haftada uterus bakteriler tarafından tamamiyle enfekte edilmiştir fakat iki ay sonra bu enfektelik %10’nun altına düşer. Yaşlı inekler bu enfeksiyonlara daha hassastır. Uterusun doğal tamir mekanizması (involusyon) fizyolojik olarak bunun üstesinden gelir

.Uterus infeksiyonlarının çıkmasında  beslenme, çevre, gereksiz doğuma müdahaleler, doğum sonu uterusa ilaç verilmesi,tohumlama zamanının uygun olmayışı ve mikroorganizmalar en önemli faktörlerdir. 

                                                BESLENME

Doğuma aşırı kondisyonda giren ineklerde yüksek oranda uterus infeksiyonlarına rastlanılır bunun nedeni de uterus kaslarının tonusundaki azalmadır.Doğuma giriş kondisyonu 4 puan olmalıdır. Bunun yanında kalsiyum, selenyum, vit. A ve selenyum kuru ve süt sağmal ineklerde istenilen değerlerde olmalıdır.Düşük oranlardaki kalsiyum uterus kaslarının hareketini azaltır buda sonun atılmamasına ve involusyonun azalmasına neden olur.Selenyum uterus enfeksiyonlarına karşı bir defans görevi görür.Ayrıca selenyum ve Vit.E sonun atılmasında büyük rol oynar. Vit. A epitel dokunun tamirinde büyük rol oynar ve sağlıklı bir uterus involusyonu için gereklidir.Diğer beslenme faktörleri de bu konuda indirekt olarak rol oynar.                                           

                                                  ÇEVRE           

           Doğum esnasında cervix’in genişlemesi ve uterusun çevresel organizmalar için uygun bir ortam oluşturması doğum localarının ve alanının temizliğinin ve dezenfeksiyonunun ne kadar önemli olduğunu bize gösterir. Bakteriler, viruslar, toz ve küfler bu konuda çok etkilidir. Doğum locaları iyi havalandırılmalı ve her zaman kuru altlık bulundurulmalıdır özellikle saman bu iş için en uygunudur. Yıllardır hiç enfeksiyona rastlanılmayan sürülerde bile her zaman karşımıza çıkabilir.

         DOĞUMA GEREKSİZ YARDIM

          Güç doğum ve sonun atılmaması genelde metritis ile sonuçlanır. Gerekmedikçe doğuma yardım yapılmaz. Erken müdahale çözümü daha zor problemleri de beraberinde getirir. Doğuma yardım gerekiyorsa doğum alanı dahil ineğin doğum bölgesi ve müdahalede bulunacak kişinin tamamiyle dezenfekte kurallarına uyması sarttır.

Düveler yeterli gelişmesini tamamlamadan tohumlanmamalı ve boğa seçimine dikkat edilmeli güç doğumlara neden olacağı için daha sonra vakit geç olabilir.

                 DOĞUM SONU UTERUS ENFEKSİYONLARI

Doğumdan sonra gerekmedikçe, uterus içine koruyucu amaçla hiçbir madde ve sıvı konulmamalıdır bu konuda uterus enfeksiyonlarını artırdığına dair bilgiler mevcuttur. Türkiye’deki metrit vakalarının en büyük nedeni doğumdan sonra içeriye antibiyotikli oblet koymadır.

Doğumdan sonra ilk ayda vaginadan sarı bir akıntı gelecektir bu bu metrittir ama aseptiktir. Yani doğumdan sonra bütün inekler metrittir fakat  metrit sayılmaz. Metrit olabilmesi için 40 günden sonra bu sarı kirli akıntının görülmesi gerekir ve bu durum,  tedavi gerektirir.

Tedavi için ise antibiyotik yerine lügol sol. deneyiniz,

Lugol solüsyonu formülü

1 gr iyot

5 gr potasyum iyodür

400 cc distile su

Uterus içine 100-200 cc verilerek tek seferde sonuca ulaşabilirsiniz.( veteriner hekim tarafından uygulanacaktır). Ayrıca sonuç alınamayan vakalarda boğa kullanmak ineğinizin gebe kalma olasılığını artıracaktır. Metrit aseptik olduğundan ineğinizin gebe kalma olasılığı yüksektir.

Sonunu atmayan ineklerin sonunu almayınız. Zehirlenme gibi şehir efsanelerini bırakın, tertemiz olan steril ortamı bozmaktan başka işe yaramaz. Sadece ineğinizin yeme içmesini kontrol ediniz, ateşini ölçünüz. Sıkıntılı bir durum olasılığı düşük olsa bile olumsuz bir durumda vet.hekime baş vurunuz. Son 10 yıldır yaptığım çalışmalarda atılamayan yavru zarlarını içerde bıraktım hiçbir olumsuz etkiyle karşılaşmadım.

                TOHUMLAMA ZAMANININ UYGUN OLMAYIŞI 

           İnekler kızgınlık zamanında hata yapıldığı zaman progesteronun etkisi altında olduklarından doğal savunma mekanizmasının etkisinden uzaktırlar ve böylece pistole ile içeriye bir çok etkenide beraberinde götürerek savunmasız uterus enfekte edelir.Kızgınlık zamanlaması doğru olduğu zaman uterus östrojenik fazda olduğu içn uterus lekositlerce zengindir bu  bu risk ortadan kalkar.

        ORGANİZMALAR

Aktinomiköz en etkili mikro organizmadır.Pek bilinmeyen  Ureaplasma normalde vulva ve vaginada bulunur ve tohumlama sırasında kolaylıkla uterusu enfekte edebilir. Mycoplasma bovigenitalium,hemofilus somnus,IBR,IPV  bu konuda rol alan diğer önemli organizmalardır.Trichomonas foetus bu konuda etkili olan protozoaların başında gelir ve tabi tohumlamayla inekten ineğe yayılır.Ayrıca kedi,köpek ve vahşi hayvanlar bir çok enfeksiyonu sürüde yayarlar. Bunların hepsini öldürcek antibiyotik olmadığı için lügol tedavide daha başarılıdır.


Baha Özmen

 

 

 

                                                          



» Aktif Ziyaretçi: 1 » Bugün Gelen: 10 » Toplam Ziyaretçi: 48218 » Bu sitemizi ziyaretiniz